Sibilus Magica RPG

Bu ırklar savaşında tarafınızı iyi seçmeniz gerekiyor!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Kurgu Özeti

Kurtadam ve Vampirlerin savaşında tarafınızı en kısa sürede seçmeniz gerekiyor. Çünkü gözlerinizi açıp kapayana kadar büyük bir savaş patlak verebilir. Bu savaşta Kurtadam veya Vampir olabilirsiniz. Ya da savaşın dışında olabildiğince barışçıl bir ortamda yaşamayı tercih edip İnsan, Büyücü veya İblis olabilirsiniz. Yeteneklerinizi keşfedip, rol oyunlarınızın keyfine erişmek çok zor değil!

Duyurular
x Sitemizin avatar boyutu 165*350'dir.
x Irk kurguları yayınlanmıştır. Ulaşmak için; tık
x Özel Yetenek Alımları açılmıştır. Ulaşmak için; tık
Yöneticiler

Venetia Lynn Boleyn


Fredrik N. Vegard
Ayın En İyileri

Ayın Kişisel Kurgusu
name


Ayın Rol Oyunu
name


Ayın Çifti
name&name


Ayın Dostları
name&name


Ayın Düşmanları
name&name


Ayın Öğrencisi
name


Ayın Yetişkini
name
it's the future. / m&m Moz-screenshot-1

 

 it's the future. / m&m

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Mireille Mathieu
III. Sınıf Öğrencisi
III. Sınıf Öğrencisi
Mireille Mathieu


it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimeCuma Nis. 06, 2012 10:09 am

it's the future. / m&m Lily-A-lily-allen-17802889-100-100 & it's the future. / m&m 3w1us

Madeleine & Mireille



it's the future. / m&m 3w1p5
Love hurts...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mireille Mathieu
III. Sınıf Öğrencisi
III. Sınıf Öğrencisi
Mireille Mathieu


it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimeCuma Nis. 06, 2012 10:28 am

Kız Paris'in neşe taşan sokaklarında binlerce insanın gürültüsünün arasında yürüyordu. Aslında yürümeye çalışıyordu demek daha doğru olurdu. Burada kimse yürümeyi bilmiyor gibi görünüyordu. Ne kadar doğruydu Tanrı bilir ama sürekli kendisine çarpan insanlar bundan başka bir olanak olmasına imkan tanımıyordu. Mireille sinirli ve dikkatli adımlarla karşı caddeye doğru yürüdü. Bu taraflarda insan kalabalığı biraz daha azalmıştı. Sokaklar git gide tenhalaşıyordu. Zengin kesiminin uğramadığı sokaklar başlıyordu artık. Daha çok orta gelirli kişilerin mesken tuttuğu kafeler, restoranlar. Buna rağmen hiçbir tehlikesi yoktu bu sokakların. Büyük güvenlik önlemleriyle çevriliydi. Bunun rahatlığıyla kendine güvenen adımlarla adresini aldığı kafeye girdi. Kadın kendisini içeride bekleyeceğini söylemişti. Gayet iyi bir zevkin ürünü olan, lükse kaçan kafeye göz gezdirip, yukarı katlara çıkan merdivene ilerledi. Birkaç kat çıktıktan sonra karşısına çıkan balkona ilerledi. Tüm Paris ayaklarının altındaymış gibi hissediyordu. Eyfel Kulesi karşısında kendisine göz kırpıyordu adeta. Manzarayı en iyi gören masalardan birine ilerledi. Sıcak rüzgar yüzünü yalıyor, kızın kahverengi saçlarını usulca havalandırıyordu. O sırada birkaç adım sesi duydu. Başını kaldırdığında garsonun kendisine doğru ilerlemekte olduğunu gördü. Gerçekten yakışıklı görünüyordu. O yanına gelip daha bir şey isteyip istemediğini sormasına fırsat vermeden konuştu.

"Kahve istiyorum. En sertinden ve sütsüz."

Garson söylediklerini elindeki deftere not alıp başka bir isteği olup olmadığını sordu. Mireille olmadığını söyleyip onun gitmesini izledi. Ardından önündeki manzaraya döndü yeniden. Paris'i seviyordu. Havasını, insanlarını, binasını kısacası her şeyini. Bu şehirde olmak ona ayrı bir huzur veriyordu. Hiçbir yerde bulamadığı huzuru. Dönüştüğünden beri Paris dışında hiçbir yerde huzur bulamaz olmuştu. Bu şehrin onu kendisine çeken bir güzelliği vardı. Tamamen saf, hiçbir dokunuşun kirletemediği bir güzellik. Duyduğu adım sesleriyle başını bir kez daha kaldırdığında, elindeki büyük bir fincanla gelen garsonu gördü. Önüne konulan kahve ile usul bir teşekkür mırıldandı.

Yaklaşık on dakika sonra yeniden bir adım sesi duyduğunda başını kaldırdı. Siyah saçlı, gayet güzel ve iyi görünümlü bir kadın yanına doğru geliyordu. Falcı bu olmalıydı. Aslında genelde düşündüğü falcılara hiç benzemiyordu. Belki de bu yüzden kendisini yanlış bir şey yaptığı fikrinden kurtarması bu kadar kolay olmuştu. Gülümseyerek kadının karşısına oturmasını izledi ve konuştu.

"Merhaba, ben Mireille. Siz de Madeleine olmalısınız."


it's the future. / m&m 3w1p5
Love hurts...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Madeleine Lynne G.




it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimeCuma Nis. 06, 2012 12:24 pm

'O kadar kandırır ki, gördüğü şeyler birer rüya değil gerçekmiş gibi, ihtirasın damarlarındaki kanı alev alev vücudunda deli gibi dolaştığını duyumsar! Bundan daha kötü bir aldanma olur mu? Bak! Ona biraz daha yakından bak Nastenka ve gözlerini gör, anla. Ona böyle bakarken Nastenka, inanır mısın, bu zavallı hayalperest ter kokan hayal düyasının sıcak rüyalarında, sonsuz ihtirasla sevdiği kadının hayalden öte olmadığını blmesin?'
Bu satırları okurken içimde bir şeyler kıpırdıyor. Sanırım acıyor, koca delik yine sızlıyor. Duygularımı kontrol edemez oldum. Günler nasıl geçiyor anlamıyorum ama bugün yapacak önemli işlerim olduğunu biliyorum. Mesela az sonra falına bakacağım hevesli bir SM High School öğrencisi var. Tarifi elimde. Kıyafetlerime bakıyorum. Sanırım hep süperim! Evet evet. Biliyorum kendini beğenmiş ahmağın teki diyorlar. Umrumda mı, sallıyor muyum onları? Öyle olmadığımı benim bilmem yetiyor.
Dışarıda hava gerçekten soğuk. Ah, Paris. Ne etkileyici bir şehir öyle değil mi? İnsanın kendinden geçmesini sağlayan bir güzelliği var. Herkes aynı fikirdedir, ancak kimse derinlede, kuytu köşelerde neler olup bittiğinden habersiz. Zaten böylesine çılgınca devam eden ırk savaşından dolayı, kend sonumuzu kendi ellerimizle getiriyoruz. 'Neden bu düşmanlık?' diye soran tek kişi yok.
İnsanlar bu soğuk akşamda akın akın bir yerlere gidiyorlar. Ters yönde ilerlediğim için herkes üzerime geliyor gibi. Bu ürkütücü olsa da belli etmemeyi başarıyorum. Lanet olsun! Buda ne ayağıma takılan şey?! Bu çöp poşetinin burada ne işi var? Ah, tamamı ile dalgınlığım. Kafam başka yerlede. Kenarından geçmek gerek. Yürümeye devam. Derken duruyorum bir anda. Nasıl bir ağrı bu? Kafamdan vücuduma yayılıyor ve sanki bir ton ağırlığı kafamdan ağaıya bırakmışlar gibi yere çöküyorum. Gözlerim buğulanırken, sokağın görüntüsünden hatırımda kalan o kadar az şey varki. Bir an sonra çok bulanık olmayan ama, çokta belirgin olmayan bir görüntü görüyorum. Hayır! Görücülüğe lanet girsin, lanet girsin! Lanet! Cehennemin dibine.
"Anne bak, kelebek. Ne kadar renkli, değil mi?"
Gülümsüyor. Daha doğrusu gülümsüyorum. Bu benim. Siyah saçları beline uzanan, uzun boylu kadın benim. İyi de bu oğlan çocuğu bana neden anne diyor? Hiç benzemiyoruz bile!
"Evet oğlum, ama korkarım ki fazla yaşayamaz Danny. Onlar kısa ömürlü hayvanlardır."
Çocuk anlayamadığını, anlatmaya çalışır biçimde kafasını salladı ve gözlerini elerinin içindeki kelebeğe kaydırdı. Kelebek bir anda kanatlarını kapatmaya başladı. Göz yaşları, minik gözlerinden minik ellerine düştüküçük çocuğun.
"Üzgünüm, canım. Üzgünüm, Danny."

Kendime geldim sanırım, yerden kalktım ve düşünmeye başladım. O kadın bensem... Danny benim oğlum mu olacak? Adı Danny mi? Babamın adı mı? Bilmeyeceğim, babamla aram pek iyi değildi. Ama neden olmasın ki? Hem babam gibi yakışıklı ve zeki bir adam olursa ne hoş olurdu. Bu arada tarif edlen kafe her akşam gittiğim kafeydi. Hoşbir havası vardı. Üst katı ise tüm Paris manzarasını gösteriyordu. Paris'i sevmenin tek yolu o manzaraydı, emin olun. İçlerine gitmek istenmez! Ayrıca oradaki elemanların hepsini tanıyordum. Özellikle Robert Rodriguez adamımdı. Bu okuduğum bir kitaptaki kahramanın adı olduğu için ona saygım sonsuzdu. Rob, karizmatik ve romantik bir çocuktu. Kafeye gelmiştim. İçeri adım atmamla Anna'nın yanımda bitmesi bir oldu.
"Şekerim, nasılsın?"
Onu atlattım misafirimi ve alt katta göremeyince, üst kata çıktım. Ah, evet. Bu o kız olmalı. Ona doğru yürüyünce kafasını kaldırdı ve karşısına otururken içten bir gülmseme yolladı. Aynı şekilde geri iade ettim ve bardağın yarısına kadar bitmiş kahveyi gördüm.
"Merhaba, ben Mireille. Siz de Madeleine olmalısınız."
Gülümsemeden edemedim.
"Evet, memnun oldum. Ama bana Made olarak hitap edebilirsin."
Bir anda arkamdan bir boğaz temizleme sesi duydum. Hafif bir inleme gibi. Rob!
"Her zamankinden Robert, lütfen. Kafein ihtiacım tavan yaptı dostum, teşekkürler."
Robert suratında hoşnut bir gülümseme ile uzaklaşırken, kıza döndüm.
"Eee Mireille, nasılsın?"
Kız parlak gözlerini bana çevirdi. Ah, uzun bir gece olacak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mireille Mathieu
III. Sınıf Öğrencisi
III. Sınıf Öğrencisi
Mireille Mathieu


it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimeCuma Nis. 06, 2012 1:06 pm

    "Eee Mireille, nasılsın?"

    Mireille onun garsonla konuşmasının bittiğinin farkına bile varmamış, kendisine seslendiğini hissettiğinde irkilerek ona döndü. Bugünlerde gereğinden fazla dalgındı. Acıyla kendisine hatırlattı. Daha yeni bir vampir olmuştu, eninde sonunda buna alışacaktı. Karşısındaki kadına uzunca bir süre cevap vermediğinin farkına vardı, büyük bir saygısızlıktı yaptığı.

    "Teşekkür ederim Made, sen nasılsın?"

    Kadının yüzünden belli belirsiz bir yorgunluğun geçtiğini gördü. İçinde neler olduğunu öğrenmeye dair yoğun bir istek duydu. Kadının son derece mutlu görünen güzel yüzünü dikkatlice incelediğinizde canının bir şeylere sıkkın olduğunu anlayabiliyordunuz.

    Kız kahvesine uzanarak derin bir yudum aldı. Sıcaklığın boğazından aşağıya doğru indiğini duyumsarken, içine bir enerjinin dolduğunu hissetti. Kahve bu hayatta tattığı en güzel şeydi. Ve Paris'te kahveyi gerçekten güzel yapıyorlardı.

    Havanın soğumaya başladığını hissettiğinde, üzerine bir hırka almadığı için lanet etti. Paris'in havasına güven olmayacağını defalarca öğrenmişti. Ve yine unutmuştu. Kendi kendine homurdanarak o tarafa gelen bir garsona elini kaldırdı. Yakışıklı adama bir battaniye olup olmadığını sordu. Birkaç dakika içinde getireceği cevabını aldığında, gülümseyerek arkasına yaslandı. Paris'in soğuğu gerçekten çekilmez olabiliyordu bazen.

    Ve başını çevirerek karşısındaki kadını incelemeye başladı. Siyah saçları uzun görünüyordu, topladığı için emin olamıyordu. Gözleri ise en başından fark ettiği gibi yorgunlukla ve anlam veremediği bir hüzünle parlıyordu. Sanki daha az önce kötü bir şeyler yaşamış gibiydi. Onun dışında yüzü gerçekten güzeldi. Bir çok kişinin canını yakmış olduğuna emin oldu. Mutlaka bir sevgilisi olduğunu düşündü. Ve kadın beklediğinin aksine son derece akıl sağlığı yerinde gözüküyordu. Küçükken hep ona falcıların delirmiş olduğunu söylerlerdi. Buraya geldiğinden beri onu korkuttukları gibi bir kadın beklediği gerçeğini göz ardı edemezdi. Ama karşısındaki kadın son derece sevimli ve zeki görünüyordu.

    Aralarındaki sessizliği garsonun sesi kesti. Getirdiği iki battaniyeyi masaya bıraktı ve gülümseyerek geri aşağıya indi. Mireille gerçekten üşüdüğüne kanaat getirip, uzanarak battaniyelerden birini omzuna örttü. Biraz olsun ısınmak isteğiyle battaniyeyi iyice kendisine sardı. Kahvesinden büyük bir yudum daha alıp gülümsedi ve konuştu.

    "Küçükken bana hep falcıların delirmiş olduklarını söylerlerdi. Ama gayet zeki görünüyorsun, buna gerçekten sevindim."


it's the future. / m&m 3w1p5
Love hurts...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Madeleine Lynne G.




it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimeC.tesi Nis. 07, 2012 12:28 am

Ah gençler. Uzaklara dalıp dalıp gidiyorlar. Bu yaşta düşünecek bu kadar şeylerinin olması doğal mı? Evet evet, bir yaşlı gibi düşündüğümün farkındayım. Ayrıca yüzümden yorgunluğumun ve acılarımın hissedildiğininde farkındayım. Acı acı gülümsüyordum. Bunu gayet iyi biliyorum. Ama dışarıda yaşadığım şey beni biraz sarstı doğrusu. O çocuk benim oğlum muydu? Ah, tabii. Bana anne dedi. Bazen görücülüğe lanet ediyorum. Canımı yakıyor çünkü. Acı veriyor, kuşkular uyandırıyor.

Karşımdaki kızın yanıt vermemesi benim için önemli değildi. Zaten kafası karışık olmayan biri asla bir falcıya danışmazdı. Onunda kendi içinde bir takım şeyler yaşadığını anlayabilmiştim. Öteki yandan, kızın içinde bir şeyler sezinliyordum. Bir tedirginlik, soğukluk. Her ne kadar, şirin ve hoş görünse de iç dünyası fazlasıyla karışık. İnsanların böyle günleri oluyor işte. Bir dakika bu kız insan değil ki! ani öyle hissediyorum. Düşüncelerimi kendime saklamalıyım! Kızın bir şeyler dediğini duyumsuyorum.
“Teşekkür ederim Made, sen nasılsın?”
Cevap vermek istiyorum. Ama dilim varmıyor sanki. Cevap vermek istemiyorum. Ama insanlarla iletişim önemli. Ayrıca bu kız insanı kendine çekiyor adeta. Kızın suratı değişmeye başladı. Bu surat ifadesini biliyorum! Üşüyor bu kız. Gözleri kısılıyor. Hatırladığım kadarıyla birkaç kere kahvesinden uzun bir yudum aldı. Birkaç dakika önce ise benim kahvem gelmişti. Şimdi kızın, garsonlardan birini çağırdığını duyuyorum. Battaniye olup olmadığını soruyor ve var olduğunu duyunca hemen istiyor. Biliyorum abi. İnsanların artık gözlerinin içine bakınca ne hissettiklerini bile anlayabiliyorum. İşte buda insanların benim hakkımda düşüncelerine garip bir hava katıyor. Garip, zeki görünüşlü bir cadı. Aslında düşündükleri kadar zırdeli olmadığımı biliyorum. Aslında hiç öyle değilim. Ah, bu ağrı yine mi? Şimdi olmaz, şimdi olmaz!

“Anne, anne! “
Gülümsüyor genç kadın. Ama oğlunun korktuğunu anlıyor. Sadece tepkisini merak etmiş.
“Buradayım Danny!”
Olduğu yerden çıkıyor. Küçük çocuk sıkı sıkı sarıyor genç kadını. Veya beni… Çocuk bana sarılınca içimde küçük fırtınalar kopuyor, ama mutlu oluyorum. Huzur, sevgi. Çocuğun göz yaşların siliyorum.
“Korkma anneciğim! Buradayım, yanında.”
Çocuk bildiğini gösterir gibi gülümsüyor ve kafasını göğsüme yaslıyor.

Battaniyeleri getiren George’u görüyorum. Getirip, bırakıyor. Hafifçe gülümseyerek aşağı kata iniyor. Pencereden dışarı çeviriyorum bakışlarımı. Bir an Paris’e aşık olduğumu fark ediyorum. Harik şehir, Paris! Bu şehir insana tuzak kuruyor. Göründüğü kadar masum değil, kesinlikle değil. Mutlu olarak başımı öne eğiyorum. Kıza cevap vermediğimin farkındayım. Başımı kaldırdığımda, kız battaniyeyi üzerine örtmüştü. Gülümsüyordu. Kahvesinden bir yudum aldı. Gülümsedi tekrar.
“Küçükken bana hep falcıların delirmiş olduklarını söylerledi. Ama gayet zeki görünüyorsun, buna sevindim.”
Gülümsedim ve kahve bardağıma dudaklarımı değidirdim. Biraz kaldırınca sıcak kahve tadını aldım! Muhteşem… Biliyordum kızın ne demek istediğini. Evet, tanıdığım bütün falcılar öyleydi.
“Şey, evet. Zaten öyledir. Ama benim farklı olduğumu söylerler, böyle düşünmene sebep olduysam ne mutlu bana.”
Gülümüyordum. Mutlu olmuştum bir şekilde. Herkes söylerdi farklı olduğumu. Ama hiç tanımadığım biri ilk defa bunu söylediği için mutluydum.
“Söyler misin Mireille, bir ikizin mi var?”
Bunu ben söylemedim! Hayır, falcılık böyle işte. Bir an tüm düşündüklerini dökersin, kız bana garip bir şekilde bakarken hemen ekledim.
“Yada, inanmadığın bir ikizin mi demeliydim?"
Kız şaşırmış mıydı ne? Ben falcıyım işim bu!

Kuzum:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mireille Mathieu
III. Sınıf Öğrencisi
III. Sınıf Öğrencisi
Mireille Mathieu


it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimeC.tesi Nis. 07, 2012 11:31 am

    “Şey, evet. Zaten öyledir. Ama benim farklı olduğumu söylerler, böyle düşünmene sebep olduysam ne mutlu bana.”

    Kadının gülümsemesi başta kısacık bir an da olsa yaşadığı çekingenliği tamamen yok etmişti. İçinin sıcacık olduğunu hissetti. Neden bilmiyordu ama bu kadını gerçekten sevmişti. Bir büyük olmasının aksine, arkadaş olabileceklerini düşündü bir anlığına. Sonrasında söylediği sözler ise büyük bir şoka sürüklenmeme sebep olmuştu.

    “Söyler misin Mireille, bir ikizin mi var?”

    Bir ikiz mi? Argh, lanet olsun. Bu konudan nefret ediyordu. Hemde hiçbir şeyden etmediği kadar. Mireille'ye göre bu büyük bir yalandan ibaretti. Ama onun dışındaki herkes buna inanıyordu. Tamamen yalnız olduğunu savunan Mireille'nin bir ikizi vardı. Bu ikiz kimilerine göre sürtüğün önde gideni, kimilerine göre ise Mireille'nin olamadığı kadar hanım hanımcıktı. Bu konu bir zamanlar okulda o kadar popüler olmuştu ki, Mireille neredeyse inanmadığı ikizinden ölesiye nefret edecekti. Ve yine o her halta burnunu sokan kimilerine göre kızın mükemmel bir güzelliği vardı. Bu yüzden Mireille ona komplo kurarak onu akıl hastanesine kapattırmıştı. Diğerlerine göre ise kız zaten deliydi. Mireille o daha fazla zarar görmesin diye onu akıl hastanesine kapattırmıştı. İçi yine sinirle doldu. Her halükarda ikizini kendisi bir yerlere hapsetmişti değil mi? Kimseyi onun olmadığına ikna edemiyordu.

    Sinirli bir gülüş koptuğunu hissetti boğazından. Ona bu konuyu açanlardan nefret ediyordu ama karşısındaki kadının görevi zaten onun gizlediklerini veya bilmediklerini ortaya sermekti. Ona kızmaya hakkı yoktu. Tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken, Madeleine sözlerine devam etti.

    “Yada, inanmadığın bir ikizin mi demeliydim?"

    İşte işler burada ilginçleşiyordu. Yüzündeki hafif sinirli ifadenin yerini şaşkınlığa bıraktığını hissetti. Gerçeği ölesiye merak ettiğini fark etti. Mireille'den nefret edenlerden veya onu gerçekten sevenlerden duymak istemiyordu yorumlarını. Onu hiç tanımayan, tamamen tarafsız olan birisinden duymalıydı. Eh, ortada bir görücülük yeteneği olunca, bu konu gerçekten ilgisini çekmeye başlamıştı. İlk defa bu konu hakkında konuşmak istedi.

    Kahvesine uzanarak büyük bir yudum aldı. Kadının devam edip etmeyeceğini merak ederek onun gözlerine döndüğünde, birden kendisini merakını dillendirirken buldu.

    “Evet haklısın. Onun olduğuna inanmıyorum. Peki sen ne düşünüyorsun bu konuda?”

    Kadının cevabını sabırsızlıkla beklemeye başladı. İşte eğlence burada başlıyordu.


Hobarey:
 


it's the future. / m&m 3w1p5
Love hurts...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Madeleine Lynne G.




it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimePaz Nis. 08, 2012 9:50 am

Kız hala söyleyecek bir şey bulamamış gibi yüzüme bakıyordu. Merlin'in sarkık donu adına! Neden böylesine şaşırıyorlar? Şahsen bir falcı bana bunları söylese şaşırmam, çünkü o bir falcı. Adı üzerinde değil mi? Kahvesinden bir yudum aldı. Şaşırdığında mı, mutlu olduğunda mı, hoşnut olmadığında mı bunu yapıyor diye merak ettim doğrusu.
“Evet haklısın. Onun olduğuna inanmıyorum. Peki sen ne düşünüyorsun bu konuda?”
Evet, geldik istediğim yere. İnsanlar bana fikirlerimi soruyor. Çünkü, bunu tanıdık birilerinden değilde, tanımadığı kendinden haberdar olmayan birilerinden duymak istiyor. Bunun nedenini bilmiyorum ama bazen bana da olduğunu inkar edemem.
Bende kahvemden uzun ve güzel bir yudum alıyorum. Anlatmaya başlamalıyım. Ağzımı hafifçe aralayıp bir nefes alıyorum.
"Bak, Mireille. Bana fikrimi soran ilk kişi değilsin."
Kız biliyorum anlamında kafa salladı. Bu devam etmem için verilen bir işaretti.
"Bence ona inanmalısın. Bilinmedik bir şey olmasa bu dedikodular ortaya atılmazdı. Ha gerçeklerden bahset diyeceksen, sana baktığım anda içinde sana benzer bir kız daha gördüm. Aklın... aklın ikiye bölünmüş gibi. Anladın mı? Senden bir tane daha."
Hemen devam ettim.
"Bence kesinlikle ona inanmalısın, en azından dene."
Hayal kırıklığına mı uğramıştı? Bana kızmamalı. Ben gördüklerimi, bildiklerimi söyledim. Yalan söylesem bu vicdan azabı olacaktı. Mesleğimin zor yanı da buydu.
Aksi yandan kahve bardağımın boşaldığını fark ettim ve kıza döndüm. Hala düşünceli gözüküyordu.

"Mireille, ben senin ikizinim!"
Kız şaşkın bir halde, karşısında duran ve kendine benzeyen kıza bakıyordu. Gözlerinden şaşkınlığı okunuyordu.
"Mireille! Ben ciddiyim ve doğruyu söylüyorum."
Kızın görünüşüne aldırmadan devam etti.
"Kardeşim, bana güven ve inan, lütfen!"
Kız kardeşine elini uzattı ve gülümsedi.

Aman Tanrım! Buda neydi? Kıza bakarken bir an neler görmüştüm. Gerçek miydi, yoksa gerçeklikten uzak mıydı? Duygularım böyle karışık olduğunda bir sigara yakar, düşünürdüm. Mireille hala düşünceli görünüyordu. Kızın kafası allak bullak olmuştu belli ki. Bende olsam aynı şeyleri yaşardım. Tek çocuk olmak varken, bir kardeş daha. Ama zaten benim bir kardeşim vardı. Tabii en son yıllar önce görüştüğüm erkek kardeşimden bahsediyorum. Sigara paketimin olduğu cebime elimi attım. İçinden bir tane çektim ve yaktım. Dumanını dışarı üflerken, keyfim yerine gelmişti. Kızın yüzünden uzağa bir yere üfledim. Sigaram bitene kadar kız konuşmadı. Sonunda sessizliği bozdum.
"Düşüncelerin karışık, biliyorum. Seni gayet iyi anlıyorum, ama."
Duraksadım.
"Ama, kendini bana biraz daha aç, Mireille. Benden sana zarar gelmez."
Gülümsedim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mireille Mathieu
III. Sınıf Öğrencisi
III. Sınıf Öğrencisi
Mireille Mathieu


it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimePerş. Nis. 12, 2012 11:26 am

    "Bak, Mireille. Bana fikrimi soran ilk kişi değilsin."

    Mireille bunları biliyordu. Daha ilginç ve şaşırtıcı konulardan konuşmak için gelmişti buraya. Yine de ifadesini büyük bir başarıyla bozmadan başını salladı. Karşısındaki kadın bununla söylediklerine devam etti.

    "Bence ona inanmalısın. Bilinmedik bir şey olmasa bu dedikodular ortaya atılmazdı. Ha gerçeklerden bahset diyeceksen, sana baktığım anda içinde sana benzer bir kız daha gördüm. Aklın... aklın ikiye bölünmüş gibi. Anladın mı? Senden bir tane daha."

    Mireille tam ağzını açıp konuşacakken, Made lafını ağzına geri tıkarcasına atıldı.

    "Bence kesinlikle ona inanmalısın, en azından dene."

    Hayal kırıklığına uğradığını hissetti. Gerçekten büyük bir hayal kırıklığı olmuştu onun için. Büyük bir şevkle yalanladığı dedikoduların gerçek olma ihtimali kalbini her zaman acıtıyordu ama bunu karşısındaki kadından duymak gerçekten sarsıcıydı. En nihayetinde kadın bir görücüydü. Onun yeteneği geleceği görmekti veya yaşanmışları. Ona güvenmekten başka çaresi olmadığını hissetti. Çaresizliğin tüm bedenini sarıp, gözlerinin usulca dolmasına sebep olduğunu fark etti. Elinin tersiyle hızlı ve tek bir harekette sildi gözlerini. Ağlamayacaktı tabii ki.

    Yine de, birkaç dakika için karşısındaki kadının yanılma ihtimalini düşündü. Ufacık da olsa bir pay bulabilirdi belki. Görücüler hiç mi hata yapmazdı canım? Onlarda en nihayetinde Tanrı'nın yanında aciz birer canlı kalıyorlardı.

    Kız acı acı o hiç inanmadığı Tanrı'ya sığındığını fark etti. İçten içe bunun gerçek olmaması için bir Tanrı'ya dua etti. Hangisi olduğu umrunda değildi. Sadece ona yardım etmelerini istiyordu.

    Madeleine cebinden bir sigara pakedi çekti ve içinden bir dal çıkardı. Hızlı hareketlerle sigarayı yakıp, derin bir nefes çekti. Dumanını dışarıya üflerken, Mireille onun yüzünde keyifli kıpırdanmalar olduğunu gördü.

    En nihayetinde kadının elindeki sigara bittiğinde, kız usulca başını kaldırdı. Onun konuşmasını bekliyor olmalıydı. Ah, ilişkiler konusunda gerçekten hassastı. Ya da çekingen. Veya tamamen beceriksiz. Hangisi olursa olsun, bu neden doğru düzgün arkadaşı olmadığını açıklayamıyordu. Kadın konuşmaya başladığında, bakışlarını ona kaldırdı.

    "Düşüncelerin karışık, biliyorum. Seni gayet iyi anlıyorum, ama."

    Kadın bir süre duraksadığında, Mireille kendini onun devam etmesini beklerken buldu. Gerçekten merak ediyordu kadının neler diyeceğini.

    "Ama, kendini bana biraz daha aç, Mireille. Benden sana zarar gelmez."

    Kadının gülümsemesiyle gözlerine hücum eden yaşlara içten içe küfretti. Daha onları engelleyemeden birkaç tanesi hızla yanağından aşağıya doğru süzülmeye başladı. Sıcacık gözyaşları yüzünü ıslatıyordu. Tek bir kelime etmeden onların dinmesini bekledi. Ağlarken konuşmayı hiç sevmezdi. Aslında ağlamayı da sevmezdi. Ama bazen sinirleri bozuluyordu. En olmadık yerlerde, en olmadık şekillerde.

    Sonunda daha fazla yaş akmayacağına kanaat verdiğinde, konuşmaya başladı.

    "Ben bir kardeş istemiyorum. Hele ki bir ikizi hiç istemiyorum. Kendi başıma son derece iyiydim. Kendi dertlerimle başa çıkabiliyordum. Ama eğer varsa, ki hala inanmak istemiyorum. O benim için bir yabancı olacak. Koskoca 17 senenin ardından tanıştığım bir arkadaş belki. Bunun için yapabileceğim bir şey yok. Ve ben bunları yaşamak için fazla yorgunum."


it's the future. / m&m 3w1p5
Love hurts...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Madeleine Lynne G.




it's the future. / m&m Empty
MesajKonu: Geri: it's the future. / m&m   it's the future. / m&m Icon_minitimeCuma Nis. 13, 2012 5:39 am

Ah, hayır hayır. Bu kızın kafası gerçekten fazlasıyla karışık. Tanrım! İlk defa bu işi sevdiğimi fark ettim. İnsanların dertlerine ortak olmak başta sıkıcı geldiyse de, şimdi ağlayan, üzgün, sevinçli birini görünce hemen onunla paylaşmak istiyorum. Sanırım bu meslek beni fazlasıyla asosyal olmaktan kurtardı. Şu meslekte en çok yardım etmek istediğim kişide kuşkusuz Mireille oldu. Hiç birinin içini okurken böylesine garip olmamıştım. Karışık. Çok ama çok... karışık!
Ama onuda anlamam gerekiyor belkide. Bunca yıl tek çocuk büyümüş. Ve hayatın tüm gücü ile üzerine geldiği bir dönemde olan bir insanın böyle tepki vermesi şaşırılacak bir şey değil.
Kıza baktığımda hafiften yüzü geriliyor. Sonra karışık bir hal alıyor ve gözlerinden inip, iz bırakarak yanaklarından süzülen yaşları görüyorum. Gözleri parlak olsa dahi, içindeki ışığın söndüğünü anlayabiliyorum.
"Ben bir kardeş istemiyorum. Hele ki bir ikizi hiç istemiyorum. Kendi başıma son derece iyiydim. Kendi dertlerimle başa çıkabiliyordum. Ama eğer varsa, ki hala inanmak istemiyorum. O benim için bir yabancı olacak. Koskoca 17 senenin ardından tanıştığım bir arkadaş belki. Bunun için yapabileceğim bir şey yok. Ve ben bunları yaşamak için fazla yorgunum."
Yabancı olması zaten doğal. Mireille'yi anlıyordum. O andan ona karşı içimde bir istek doğdu. Bu kız kesinlikle hayatıma girmeliydi.
"Hmm... Yani ona karşı içinden geçenler, nefret ile karışık değil yani."
Hayır hayır, tam olarak bunu söylemek istemedim!
"Yani, eğer o... varsa. Ona karşı nefret duymayacaksın. Yani varsa değil, tam olarak varlığı kanıtlanıp, ortaya çıkınca. Ona nefret duymamalısın. Tamam, ona bir yabancı gibi davranabilirsin ama bu onun, senin biyolojik kardeşin olduğu gerçeğini değiştirmez Mireille."
Biliyorum, şu an bana içinden küfür ediyor ama ben ona doğruları, yapabileceği şeyleri söylemeliyim. Yoksa onun kafasındaki soru işaretlerini silmiş değil, aksine kafasında bir sürü soru işareti daha oluşturmuş olurdum. Gerçi, bence birkaç soru işareti daha kazandı bence. Ama bana kızmamalı. Aslında utanıyorum. Ona yardımcı olmaya çalışıyordum sadece. Suratımın kızardığı hissedebiliyorum. Yanıyor çünkü. Başımı öne eğiyorum. Kaçamak bakışlar atıyorum genç kıza. Düşünceli. Tanrım! Ben ne dedim?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
it's the future. / m&m
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sibilus Magica RPG :: Ortak Alanlar :: Paris-
Buraya geçin: