Sibilus Magica RPG

Bu ırklar savaşında tarafınızı iyi seçmeniz gerekiyor!
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Kurgu Özeti

Kurtadam ve Vampirlerin savaşında tarafınızı en kısa sürede seçmeniz gerekiyor. Çünkü gözlerinizi açıp kapayana kadar büyük bir savaş patlak verebilir. Bu savaşta Kurtadam veya Vampir olabilirsiniz. Ya da savaşın dışında olabildiğince barışçıl bir ortamda yaşamayı tercih edip İnsan, Büyücü veya İblis olabilirsiniz. Yeteneklerinizi keşfedip, rol oyunlarınızın keyfine erişmek çok zor değil!

Duyurular
x Sitemizin avatar boyutu 165*350'dir.
x Irk kurguları yayınlanmıştır. Ulaşmak için; tık
x Özel Yetenek Alımları açılmıştır. Ulaşmak için; tık
Yöneticiler

Venetia Lynn Boleyn


Fredrik N. Vegard
Ayın En İyileri

Ayın Kişisel Kurgusu
name


Ayın Rol Oyunu
name


Ayın Çifti
name&name


Ayın Dostları
name&name


Ayın Düşmanları
name&name


Ayın Öğrencisi
name


Ayın Yetişkini
name
A New Life~ Moz-screenshot-1

 

 A New Life~

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Madeleine Lynne G.




A New Life~ Empty
MesajKonu: A New Life~   A New Life~ Icon_minitimePtsi Nis. 02, 2012 7:27 am

A New Life~ 00017cr8 ;; A New Life~ 2f09ifm
Alex Leo Fearless ;; Madeleine Lynne G.
Ve... ve kader, ağlarını örmeye başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Madeleine Lynne G.




A New Life~ Empty
MesajKonu: Geri: A New Life~   A New Life~ Icon_minitimePtsi Nis. 02, 2012 8:24 am

Şuna kanaat getirdim ki, Tanrı, Londra'yı özene bezene yaratmış. Tek tek şurada şu olsun, burada bu olsun, geleni gideni büyülesin demiş. Buraya ilk defa gelmemiş olsam dahi, hala büyülüyor beni. Burası kadın ticaretinden, ırk savaşlarından, şehir magandalarından, zengin piçlerden uzak bir şehir. Ayrıca Paris bok götürüyor. Burada yerde tek bir şey yok. Sokaklar parlıyor adeta. Heyecanımı bastırmaya çalıştıkça, kızıyorum kendime. Burası her şeyden, herkesten uzak. Kendim gibi olmalıyım. Burada kimse beni görmez, bana bir şey diyemez. Herkes kendi halinde ve mutlu. Belki bir kafeye oturur, birine fal bakarım. İnsanları bu şekilde büyülemek, dikkatleri üzerime çekmek ve insanların iyi şeyler duydukça sevinmelerini seviyorum. Haha, ne oluyor bana? Bir an iyilik meleği oldum sanacaklar. Hayır, hala cadaloz Madeleine duruyor. Sadece itiraf edemediğim bir biçimde seviyorum Londra'yı. Sokakları sıcak geliyor bana. Aklıma bir şey geldi sanki. Birkaç Londralı kız arkadaşım. Evet, Evelynne, Anna, Svetlana filan. Telefonumu aramaya koyulmam lazım. Çantamı karıştırmaya başladım bile. İstemsiz şekilde sesler çıkardığımı yeni fark ediyorum! "Tanrım," Lanet okumakta üzerime yoktur doğrusu. "Lanet giresice telefon, seni yaratanın ellerinden öperim!" Aslında telefon ne demek istediğimi anladı. Sonrada Made agresif aşuftenin teki oluyor, aman ne hoş! Hayat böylesine gıcık işte. Onun için sevmiyorum işte, bana ne! Ah, sonunda telefonum. Kırmızıya boyanmış, uzun tırnaklarımla ekrandan rehberi bulmaya çalışıyorum. Sonra Anna'nın telefonunu bulup arama butonuna tıklıyorum. "Alo! Anna," "Evet, benim canım."
Her zamanki narin ve şımarık ses. 'Canım' kelimesi de cabası "Ben, Madeleine. Londra'ya geldim ve siz kızları görmeden gitmek istemedim doğrusu." Hemen yerimi sordu ve geleceklerini söyledi, yer tarif edip kapattı. Yolun biraz uzun süreceğini dahi açıkladı. Şimdi, sıra dedikleri kafeyi bulmaya geldi. Nereye gidecektim? Ne yapacaktım? Lanet! Bazen gerçekten büyücü olduğumu unutuyorum. Uykusuzluktan kafam durdu! Tüm gece döndüm durdum. Görücülük zor iş be abi. Tabii ki, bende doğal GPS olduğu için yolu kısa sürede buldum. Oturdum ve garsonu kibar bir dille atlattım. Kızların gelmesini beklerken etrafa bakıyorum. Bazı komik görünüşlü adamlara güldüm. Paris'te böyleleri yok işte. Paris'ten nefret ediyordum. Ama orada kurulu bir hayatım vardı ve bırakamazdım. Yine sigara içmeye başladığımı fark etmem uzun sürmedi. Fabrikanın bacasındaki filtre gibi çekiyordum dumanı içime, başkasının sigarasının dumanından acayip derecede iğrenirken kendi sigaramın dumanı benim cennetim gibi adeta. Benim gri cennetim. Sanırım kafein ihtiyacım tavan yaptı. Kızlar gelmeden bir kahve içebilirim aslında. Sigara dumanından gözlerimi kısıyorum. Garsonun yaklaştığını hayal meyal görüyorum. "Pardon, bir kahve alabilir miyim, sade lütfen!"
Adam başıyla onay veriyor, süzülüyor gözlerimle tam olarak göremediğim noktaya. Cidden gözlerim yanıyor artık. Kızlar nerede kaldı? Saate göz atıyorum. Daha geleli yarım saat bile olmamış. Yollarının uzak olduğunu açıklamışlardı. Onlardan hızlı olmalarını bekleyemezdim. Çünkü, onlar cisimlenemiyor!
Onların büyücü olmadığını biliyorum. Ama onlar benim insan olmadığımı bilmiyor. Ee, insanlar arasında okumanın avantajları. Her iki tarafa da uyum sağlaya biliyorsun. Onun için özellikle insanla ile iç içe olmayı seçtim. Bu düşüncelerimin ardı arkası kesilmeyecek gibi. Etrafa bakınırken kahvem geliyor. Teşekkür edip yolluyorum adamı. Derin ve hoş bir yudum alıyorum. Kapıdan içeri biri giriyor. O'da nesi? Nasıl bir adam bu böyle? Dikkatimi öylesine çekiyor ki. Tüm kadınlar ona dönüyor. Hafiften sırıtıyor bana. Ne bana mı sırıttı? Yok canım kesin başka bir hatuna!

Mert:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
A New Life~
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sibilus Magica RPG :: Ortak Alanlar :: Londra-
Buraya geçin: